Yeni Satış Hukukundan Onarım Hakkına
2026 yılında yürürlüğe girecek yeni onarım hakkı ile ürün satın alırken tüketicilerin haklarında belirgin değişiklikler olacak. Arızalı akıllı telefonlar, temin edilemeyen yedek parçalar, ikinci el araba satın alındıktan kısa bir süre sonra ortaya çıkan motor arızası ya da onarımı ekonomik olarak pek mantıklı görünmeyen bir çamaşır makinesi: Kusurlar, satın alma hukukunda en sık görülen ihtilaf konularından biridir. Alıcılar için, bir mal kusurunun ne zaman söz konusu olduğu, kusurun kime bildirilmesi gerektiği ve kusurun teslimat sırasında zaten mevcut olduğunu kimin kanıtlaması gerektiği genellikle belirsizdir. Bu konuda bilmeniz gereken her şeyi burada öğrenebilirsiniz.
2022 Reformundan Yeni Onarım Hakkına: Satış Hukukunda Geçerli Olanlar
Satış hukuku, 1 Ocak 2022 tarihi itibarıyla köklü bir reformdan geçti. O tarihten bu yana, yeni bir “mal kusuru” tanımı, aleyhte nitelik anlaşmalarına yönelik daha katı şartlar, dijital unsurlar içeren mallara ilişkin özel kurallar ve on iki aya uzatılan ispat yükünün tersine çevrilmesi hükümleri yürürlüğe girdi. Onarım hakkı ile birlikte şimdi bir sonraki adım atılıyor. 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak değişiklikler, onarımları teşvik etmeyi, ürünlerin ömrünü uzatmayı ve tüketicileri daha iyi bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.
Bu bağlamda, satıcıya karşı garanti hakları ile belirli ürün grupları için üreticiye karşı ortaya çıkan yeni onarım hakkı arasında ayrım yapılmalıdır.

2022’den bu yana ne zaman bir mal kusuru söz konusu olur?
Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 434. maddesine göre, bir mal ancak riskin devri anında hem öznel, hem nesnel hem de montaj gerekliliklerini karşıladığında kusursuz sayılır. Olağan bir satın alma işleminde riskin devri genellikle teslimat anında gerçekleşir. Sözleşme tarafları, öznel gereklilikleri öncelikle kararlaştırılan niteliklere göre belirler. Bu nedenle, satın alma sözleşmesindeki, bir satış ilanındaki veya bağlayıcı bir araç tanımındaki bilgiler belirleyici olabilir.
Bir ikinci el otomobil, örneğin “kaza yapmamış”, belirli bir kilometre sayısına sahip veya belirli donanımlarla satılıyorsa, bu özelliklere ilke olarak sahip olmalıdır. Bunun yanı sıra, ürün objektif gereklilikleri karşılamalıdır. Ürün, olağan kullanıma uygun olmalı ve aynı türdeki mallarda olağan olan ve alıcının bekleyebileceği niteliklere sahip olmalıdır.
Araç yaşı, fiyatı, kilometre durumu ve kamuya açık reklam beyanları bu konuda rol oynar. Bir işletmeci, tüketim mallarının satışında genel sözleşme hükümleri yoluyla bu kurallardan fark edilmeden sapma yapamaz. Tüketiciye, sözleşme imzalanmadan önce söz konusu sapma açıkça bildirilmeli ve tüketici bu sapmayı ayrı olarak kabul etmelidir. Bu nedenle, “hobi amaçlı araç” veya “görüldüğü gibi satın alınır” gibi genel ifadeler, hak taleplerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Dijital unsurlar içeren ürünler için 2022’den beri ek güncelleme yükümlülükleri geçerlidir. Akıllı telefonlar, akıllı televizyonlar, ağa bağlı ev aletleri veya yazılıma bağlı araç işlevlerinde gerekli güvenlik veya işlev güncellemelerinin eksik olması, başlı başına bir mal kusuru olarak değerlendirilebilir.
Garanti hakları ve kusurların usulüne uygun bildirilmesi
Teslimat sırasında malda bir kusur varsa, alıcıya Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 437. maddesinden doğan haklar tanınır. Öncelikle ön planda olan, kusurun giderilmesidir. Alıcı, ilke olarak kusurun giderilmesi ile yeni malın teslimi arasında seçim yapabilir. Satıcı, gerekli nakliye, işçilik ve malzeme masraflarını üstlenir ve seçilen yöntemi yalnızca yasal şartlar altında, örneğin imkansızlık veya orantısızlık gibi nedenlerle reddedebilir.
Rücktritt, Minderung oder Schadensersatz kommen regelmäßig erst in Betracht, wenn die Nacherfüllung scheitert, verweigert wird oder nicht innerhalb angemessener Zeit erfolgt.
Tüketicinin inceleme ve kusur bildirme yükümlülüğü var mı?
Tüketiciler, HGB’nin 377. maddesine göre tüccarlar gibi ilkel olarak derhal inceleme ve kusur bildirme yükümlülüğüne tabi değildir. Bununla birlikte, her türlü kusur satıcıya derhal, somut ve kanıtlanabilir bir şekilde bildirilmelidir. Bildirimde, satın alınan ürün, satın alma tarihi, kusurun ilk ortaya çıktığı zaman, belirtiler, hata mesajları ve istenen telafi tedbirleri yer almalıdır. Fotoğraflar, videolar, teşhis raporları ve tanıklar saklanmalıdır.
2022 yılından bu yana, tüketicinin her durumda takvime göre belirlenmiş bir süre belirlemesi gerekmemektedir. Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 475d maddesi uyarınca, işletmeciye kusuru bildirmek ve makul bir sürenin geçmesini beklemek yeterli olabilir. Bununla birlikte, uygulamada net bir süre belirlenmesi yine de mantıklıdır. Bu, delil güvenliğini sağlar ve anlaşmazlıkları önler. Buna karşılık, kendi başınıza onarım yapmaktan kaçınılmalıdır; çünkü satıcı, prensip olarak ürünü incelemek ve gerekli onarımları kendisi yapmak hakkına sahiptir.
Federal Yargıtay, bunu daha önce 10 Mart 2010 tarihli – VIII ZR 310/08 – kararında vurgulamıştı.

Ancak BGH, kullanım imkanının kaybının bile tazmin edilebilir bir zarar teşkil ettiğini açıklığa kavuşturmaktadır. Belirleyici faktör fiili kullanım değil, kullanım olasılığıdır. Bu, BGB Madde 249uyarınca ayni iade ilkesine karşılık gelmektedir.
Pratikte bu şu anlama gelir Müşteriler aracı kullanma niyetlerini, örneğin günlük araç kullanımının ayrıntılarını veya tanık ifadelerini sunarak belgelendirmelidir. Kullanım kısıtlamasının belirli bir asgari süresi de açıkça belirtilmelidir.
Trafik hukuku alanında uzmanlaşmış bir hukuk bürosu olarak, müvekkillerimiz adına bu içtihatları tutarlı bir şekilde uygulamaya koyuyoruz. Özellikle sigorta şirketleri karşısında, haklı taleplerin tam olarak yerine getirilmesi için sağlam bir hukuki argüman sunmak hayati önem taşır.
Siz de bir kesintiden etkilenmişseniz veya kullanım kaybı tazminatı alma hakkınız olup olmadığından emin değilseniz, size kapsamlı ve uzman bir danışmanlık hizmeti sunmaktan memnuniyet duyarız.
İspat yükünün tersine çevrilmesi: İlk on iki ay neden özellikle önemlidir?
Çoğu durumda, bir kusurun nedeninin teslimat sırasında zaten mevcut olup olmadığı veya o anda ortaya çıkmış olup olmadığı belirleyicidir. İlke olarak, alıcı hak talebinin koşullarını ispat etmek zorundadır. Ancak tüketim mallarının satın alınmasında Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 477. maddesi yardımcı olur: Riskin devredilmesinden sonraki bir yıl içinde sözleşmeye aykırı bir durum ortaya çıkarsa, malın teslim edildiği anda zaten kusurlu olduğu varsayılır. Alıcı, kusurun somut belirtisini kanıtlamak zorundadır, ancak ilke olarak kusurun kesin teknik nedenini kanıtlamak zorunda değildir.
Bu yaklaşım, eski altı aylık süreye ilişkin Federal Yargıtay (BGH) içtihadına dayanmaktadır. 12 Ekim 2016 tarihli VIII ZR 103/15 sayılı kararında Federal Yargıtay, bu varsayımın büyük ölçüde tüketicinin lehine işlediğini açıkça belirtmiştir. Satıcı bu varsayımı çürütmekle birlikte, kusurun teslimattan sonra meydana gelen bir duruma, örneğin yanlış kullanım, kaza veya uygunsuz müdahaleye dayandığını kanıtlamak zorundadır.
Özellikle ikinci el araba satın alırken, maddi kusur ile normal aşınma ve yıpranma arasında ayrım yapmak gerekir. Federal Yargıtay’ın 9 Eylül 2020 tarihli – VIII ZR 150/18 – kararına göre, aracın yaşına ve kilometre performansına uygun aşınma ve yıpranma ilke olarak bir kusur sayılmaz. Buna karşılık, olağandışı derecede erken ortaya çıkan veya güvenliği etkileyen bir arıza, garanti hukuku açısından önemli olabilir. 26 Ekim 2016 tarihli Federal Temyiz Mahkemesi (BGH) kararı – VIII ZR 240/15 – uyarınca, ara sıra ortaya çıkan araç kusurlarında genellikle semptomların ayrıntılı bir şekilde tanımlanması yeterlidir. Alıcının teknik nedeni kendi başına teşhis etmesi gerekmez.
Nitelik Anlaşması, Garanti Hariç Tutulması ve İkinci El Araçlar
Federal Temyiz Mahkemesi’nin (BGH) 10 Nisan 2024 tarihli – VIII ZR 161/23 sayılı kararı özel bir öneme sahiptir. Buna göre, somut olarak kararlaştırılmış bir nitelik, genel bir garanti istisnası ile öylece geçersiz kılınamaz. Bir araç belirli bir nitelikle satılıyorsa, satıcı ilke olarak bu niteliğin mevcut olduğunu garanti etmek zorundadır. Bu nedenle alıcılar için ilan, satış sözleşmesi, durum raporları ve mesajları eksiksiz bir şekilde saklamak önemlidir. Satıcılar için ise bu, bilinen sapmaları kesin ve hukuki açıdan geçerli bir şekilde belgelemeleri gerektiği anlamına gelir.
Bir satıcıdan yapılan satın alımlarda, kullanılmış mallara ilişkin garanti hakları belirli koşullar altında bir yıla indirilebilir. Ancak, tüketim mallarının satın alınmasında bu tür bir süre kısaltması, şeffaf bir şekilde ve ayrı bir anlaşma ile kararlaştırılmalıdır.
Bir kusurun kasten gizlenmesi durumunda, satıcı zaten sorumluluk muafiyetine dayanamaz.
31 Temmuz 2026’dan itibaren onarım hakkı
2026 Reformu, onarılabilirliği iki düzeyde güçlendiriyor. İlk olarak, onarılabilirlik, mal kusurları hukukunun nesnel gerekliliklerine açıkça ve daha güçlü bir şekilde dahil ediliyor. Dolayısıyla, alıcının makul beklentilerine aykırı olarak bir ürünü olağan şekilde tamir ettirememesi durumunda, söz konusu ürün kusurlu sayılabilir.
İkinci olarak, 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren akdedilen tüketici sözleşmelerinde, alıcının kusurun giderilmesi kapsamında onarım seçeneğini tercih etmesi halinde, asıl zamanaşımı süresi tek seferlik olarak on iki ay uzatılır. Satıcı, onarım işlemini gerçekleştirmeden önce tüketiciyi, ilke olarak onarım ve yenileme teslimatı arasında seçim hakkı olduğu ve onarımın bu uzatmayı tetiklediği konusunda bilgilendirmek zorundadır. Bu düzenleme, tüketicilerin sürenin yakında dolacağından endişe duyarak yedek teslimatı tercih etmelerini önlemeyi amaçlamaktadır.
Üreticiye karşı bağımsız onarım talebi
Bunun yanı sıra, satıcıya karşı herhangi bir garanti hakkı bulunmadığında, belirli ürün grupları için üreticiye karşı bağımsız bir onarım hakkı doğar. Bu kapsamda özellikle akıllı telefonlar, tabletler, çamaşır makineleri, bulaşık makineleri, buzdolapları, kurutma makineleri, elektrikli süpürgeler ve Avrupa onarılabilirlik standartlarının geçerli olduğu diğer ürünler yer almaktadır.
Satıcı, ürünü makul bir süre içinde onarmakla yükümlüdür; ancak alıcıya makul bir ücret karşılığında onarım hizmeti sunabilir. Ücretsiz onarım için genel bir hak söz konusu değildir. Ayrıca üreticiler, onarım hizmetleri hakkında daha kolay bilgi vermeli ve yedek parçaları ile gerekli aletleri, onarımdan caydırmayacak fiyatlarla temin etmelidir.
Binek otomobiller için şu anda genel ve bağımsız bir üretici onarım hakkı bulunmamaktadır. Ancak ikinci el araç satın alımında genel değişikliklerin etkisi söz konusudur: Onarılabilirlik, taahhüt edilen niteliklerin bir parçası olabilir ve seçilen bir düzeltme işlemi, zamanaşımı süresini uzatabilir.
2026 Onarım Hakkı: Bir kusur durumunda alıcılar nasıl hareket etmelidir?
Satın alma işleminden sonra bir kusur ortaya çıkarsa, alıcılar, olası dolaylı hasarlar veya güvenlik riskleri söz konusu olduğunda ürünü kullanmaya devam etmemelidir. Durumu derhal belgelemelidirler. Ardından, satıcıya somut belirtileri yazılı olarak bildirmeli ve ondan kusurun giderilmesini talep etmelidirler. Yasal kolaylıklara rağmen, genellikle makul bir süre tanınması tavsiye edilir. Alıcı, satıcıya ürünü inceleme fırsatı vermelidir.
Başka bir tamirhanede onarım yaptırmadan, sözleşmeden çekilmeden veya arızalı parçaları imha etmeden önce hukuki danışmanlık alınmalıdır. İkinci el otomobiller, yüksek değerli elektrikli ev aletleri veya teknik açıdan karmaşık ürünlerde, uzman raporu veya bağımsız delil toplama süreci gerekebilir. Özellikle ilk yıl içinde hızlı hareket etmek önemlidir, çünkü bu süre içinde Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 477. maddesinde öngörülen ispat yükünün tersine çevrilmesi hükmü geçerlidir.
Hemen yasal tavsiye alın2026 Onarım Hakkı: Tüketicilerin ve satıcıların şu anda bilmesi gerekenler
2022 yılından bu yana, satın alma hukuku tüketici dostu hale gelmiş, ancak aynı zamanda daha ayrıntılı bir yapıya kavuşmuştur. Yasa koyucu, kusursuzluk şartlarını genişletmiştir; taraflar, sapmaları açıkça kararlaştırmak zorundadır ve tüketiciler on iki ay boyunca ispat yükünün tersine çevrilmesinden yararlanmaktadır. 2026 Reformu bu gelişmeyi sürdürüyor: Onarılabilirlik hukuki açıdan daha fazla önem kazanıyor, onarım yapılması zaman aşımı süresini uzatıyor ve belirli üreticiler, satıcının garanti kapsamı dışında da onarım hizmeti sunmak zorundalar.
Bununla birlikte, hakların olup olmadığı her bir duruma göre değişir. Belirleyici unsurlar arasında sözleşme, ürün özellikleri, teslimat sırasındaki durum, belgeler, kusurun zamanında bildirilmesi ve düzeltme için uygun bir fırsat tanınması yer alır. Özellikle pahalı ürünler veya ikinci el araçlar söz konusu olduğunda, erken bir aşamada bir avukata danışmak, aceleci adımlar atılması veya sürelerin dolması nedeniyle hakların kaybedilmesini önleyebilir.
Not: Bu yazı genel bir genel bakış sunmaktadır ve somut bir vakanın hukuki incelemesinin yerini almaz.
SSS: 2026 Onarım Hakkı ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Satın alınan malın teslim edildiği anda kararlaştırılan niteliklere uymaması, olağan kullanıma uygun olmaması veya olağan kaliteye sahip olmaması durumunda, malda kusur söz konusudur. 2026 yılından itibaren, tüketici alımlarında onarılabilirlik de açıkça nesnel gereklilikler arasına dahil edilmiştir.
Alıcılar öncelikle kusurun giderilmesini veya kusursuz bir malın teslimini talep edebilir. Satıcının kusurun giderilmesinde başarısız olması, bunu reddetmesi veya makul bir süre içinde yerine getirmemesi durumunda, alıcı sözleşmeden çekilebilir, bedeli düşürebilir veya tazminat talep edebilir.
Yasal garanti kapsamında, ilke olarak satıcı doğru irtibat kişisidir. Bununla birlikte, belirli ürünlerde satıcıya karşı herhangi bir garanti hakkı bulunmuyorsa, yeni onarım talebi doğrudan üreticiye yöneltilir.
Tüketicilerin her durumda açıkça belirlenmiş bir süre belirlemesi gerekmez. Satıcıya kusuru bildirmek ve makul bir sürenin geçmesini beklemek yeterli olabilir; ancak delil açısından yazılı bir süre belirlenmesi genellikle mantıklıdır.
Kusur, teslimattan sonraki ilk on iki ay içinde ortaya çıkarsa, tüketim mallarının satın alınması durumunda, malın teslim edildiği anda zaten kusurlu olduğu varsayılır. Satıcı, yanlış kullanım veya hasar gibi daha sonraki bir nedeni öne sürerse, bu varsayımı çürütmek zorundadır.
Katı bir “iki deneme” kuralı bulunmamaktadır. Her ne kadar ikinci başarısız denemeden sonra yapılan onarım genellikle başarısız sayılsa da, tüketici alımlarında duruma bağlı olarak, tek bir başarısız onarım denemesinden sonra bile başka haklar doğabilir.
Alıcı, prensip olarak satıcıya malı incelemesi ve kendi başına onarması için fırsat vermelidir. Önceden talep edilmeden başka bir tamirhaneye iş veren kişi, bu nedenle onarım masraflarının geri ödenmesini talep edememe riskini alır.
Bir ticari satıcı, tüketicilere karşı garanti yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldıramaz. İkinci el mallarda, bunun açıkça ve ayrı olarak kararlaştırılması halinde, belirli koşullar altında zamanaşımı süresi bir yıla indirilebilir.
Onarım hakkı, belirli ürün gruplarının üreticilerini, garanti süresi dışında bile kusurlu ürünleri makul bir süre içinde onarmakla yükümlü kılar. Onarımın ücretsiz olması gerekmez, ancak yalnızca makul bir ücret karşılığında sunulabilir.
Yeni düzenlemelere göre, binek araçlar için şu anda araç üreticisine karşı genel bir onarım hakkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, ikinci el araç satın alımında satıcıya karşı yasal garanti hakları hâlâ geçerlidir; 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yapılan sözleşmelerde ise onarım işlemi, zamanaşımı süresini uzatabilir.
Yalnızca yasada belirtilen ürün grupları kapsam dahilindedir; özellikle akıllı telefonlar, tabletler, çamaşır makineleri, çamaşır kurutma makineleri, bulaşık makineleri, buzdolapları, elektronik ekranlar ve elektrikli süpürgeler. Tüm ürünler için genel bir onarım hakkı bulunmamaktadır.
Bir tüketici satın alımında, kusurun giderilmesi kapsamında fiilen onarım yapılırsa, asıl zamanaşımı süresi tek seferlik olarak on iki ay uzar. Bu düzenleme, 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren akdedilen satın alma sözleşmeleri için geçerlidir; ancak garanti kapsamı dışında özel olarak yaptırılan onarımlar için geçerli değildir.
Satıcı garantiyi reddederse, birden fazla onarım denemesi sonuçsuz kalırsa veya garanti kapsamı dışında tutma konusunda bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa hukuki danışmanlık almak mantıklıdır. Aynı durum, bir üreticinin yasal olarak yükümlü olduğu onarımı reddetmesi veya orantısız derecede yüksek masraf talep etmesi halinde de geçerlidir.

